1 Şubat 2013 Cuma

Köpeklerde Ayrılık Anksiyetesi

22.06.2011 doğumlu erkek Golden Retriever Elvis, oldukça uyumlu bir köpek, sakin tabiatlı ve enerjisi fazla yüksek değil. Otur, yat gibi komutlar biliyor, çekiştirmeden yürüyor ve çocuklar, kediler, diğer köpeklerle iyi geçiniyor, tuvalet eğitimi tam.
Tek sorunu "ayrılık anksiyetesi" (yalnızlık endişesi) idi, beşbuçuk ay süren sistemli çalışmamız sonucunda başarıyla bu davranış bozukluğunu giderdik.



Elvis'in vakasını örnek alarak ayrılık anksiyetesini inceleyelim:
.......>>
Ailesi onu 3 aylıkken aldığı günün ilk gecesinden, yoğun okul ve iş günlerine başladıkları güne kadar yalnız bırakmamış, yatak odasında onunla uyumuşlar. Gün içinde kısa süre yalnız kaldığında da ilk başlarda ağlamamış. Sorunu başlatan şey, bir hafta boyunca mıncık mıncık oynayıp, neredeyse hiç yalnız bırakmayıp ilgiye boğmaları ve sonra birden hiç oyuncak kemik vermeden yatak odasında (o kadar eşyanın arasında önlem almadan) yalnız bırakmaları. Bu elbette onların suçu değil, sadece "insanca" bir yaklaşım, sorun, köpeğin "köpek" olduğunun unutulması sadece. Bir köpek için o kadar ilgiden sonra ilk yalnızlık anormal bir durumdur ve süresinden ziyade niteliği önemlidir.
İlk yalnızlıkla birlikte kemirme davranışı başladığında (3,5 aylıkken) sebebini ve çözümünü araştırmışlar. Çeşitli forumlara ve sitelere bakmışlar, köpek sahibi arkadaşlarından ve veterinerden bilgi almışlar. Aldıkları cevap hep "3-4 ay sonra geçer, diş değiştiriyor" olmuş. (
Diş değiştirme dönemindeki kemirme ile ayrılık anksiyetesi sebepli kemirmenin karakteristik özellikleri farklı olduğu gibi, her kemirme davranışı da ayrılık anksiyetesine işaret değildir.)İdare etmeye çalışmışlar, düzeltmek için değişik yöntemler denemişler. Yanlış olan şey, kulaktan dolma bilgilerle çözmeye çalışmaları aslında. Elvis 8 aylık olup, sorunlarıyla başa çıkamadıkları noktada bana ulaştılar. "Bakın bu ciddi bir konu, ilerlemeden eğitimini yapmamız gerek" diye uyarmama rağmen maalesef maddi sebeplerden ötürü eğitim çalışması yapılmadı. Son olarak 17 ağustos 2012'de, yani Elvis 15 aylık olmuşken beni arayıp maddi durumları, apartmandaki sorunlar ve davranış sorunları nedeniyle artık Elvis'e bakamayacaklarını bildirdiler.
Elvis'in acilen evden gitmesi gerekiyordu. İleri derecede ayrılık anksiyetesi yaşayan bir köpeğin sahiplendirilmesi mümkün değildi, barınağa ya da öylesine birilerine gitmesine kıyamadığımdan yardım edebilmek adına bana getirmelerini istedim. 
Elvis'i pansiyonuma aldım ve eğitimine başladım, ağustostan beri bizimle kalıyordu.

Geçtiğimiz 5,5 ay boyunca, pansiyonda yer tuttuğundan normalden az iş yapmama rağmen 6 paket mama, tekrar tarihi gelen karma kuduz ve bronchine aşıları, ve iç-dış parazit uygulamaları gibi tüm masraflarını ailesinin maddi durumu yetersiz olduğu için ben kendi cebimden karşıladım, beraberinde sorun çözümüne yönelik gerekli davranış modifikasyonlarını aksatmadan uygulayabilmek için bazı eğitim ve pansiyon işlerimi iptal ettiğim de oldu. Elvis'e yardım etmek tek gayemdi, 
bu 5,5 aylık süreç beni duygusal ve maddi olarak oldukça yıpratsa da sonunda başarıya ulaştık! Elvis artık yalnızlığın gündelik hayatın bir parçası ve geçici bir durum olduğunu öğrendi ve nihayet başarıyla ayrılık anksiyetesini yendi, davranış terapisi tamamlandı. Bağdat Hayvanat Mağazası'nın sahibi Mustafa Çakıcı bize büyük bir iyilik yaparak başından beri Elvis için aldığım her şeyi daha sonra ödenmek üzere hesabıma kaydetti.
Sayın Kaan Tatlı 31.01.2013'te Elvis'i sahiplendi. Birlikte Kadıköy Belediyesi Veteriner Merkezi'ne giderek mikroçip kaydını da yaptırdık. Kaan Bey'e böyle harika bir insan olduğu, Elvis için harcadığım emeğe saygı duyarak hiçbir masraftan kaçınmadan gereken her şeyi yerine getirdiği için teşekkür ederim.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Elvis'in alındığı ağustos 2011'den ağustos 2012'ye kadar ilk evindeki durumu:


4 aylık yaştan bugüne kadar çeşitli sürelerde yalnız bırakıldığında önce süpürgelikleri, sonra parkenin yaklaşık 2 metrekarelik bir kısmını, kapıyı, yerdeki seramik kaplamayı (kalebodur) kemirmiş. Parçalanan bir Blackberry, bilimum şarj cihazları, çeşitli ayakkabı ve kıyafetler ve tv kumandaları; üzerine işenmekten mahvolmuş bir yatak da cabası. Yalnız kaldığında yanına bırakılan bir kap mamayı kesinlikle yemiyor, press kemiklere dokunmuyor, oyuncaklarla oynamıyor. Bir kere gerçek dana kemiği bırakmışlar, ama ona bile dokunmamış ve yine eşyaları paramparça etmiş, her yere tuvaletini yapmış. Son olarak bana gelmeden önceki gün 20 dakikalığına evden ayrılıyorlar, eve döndüklerinde Elvis'i bırakıldığı odanın kapısını açmış, ayakkabılıktaki bütün ayakkabıları çiğnemiş, yatağı darmadağın etmiş, masanın üstündeki evrakları parçalamış ve ortalığa çiş ve kaka yapmış durumda buluyorlar. 


Bu bir yıl boyunca denedikleri yöntemleri bana anlattıklarında içlerinden biri doğru olan yoldu, ama kısa sürede etki etmediği için "bu da işe yaramadı" diye düşünüp vazgeçmişler. (Bir davranış o kadar pekişmişken yerine yeni davranışın yerleştiğini kısa sürede göremezsiniz.)



Solda: Elvis'in parçaladığı balkon kapısı (yarım saatliğine balkonda bırakıldığında)





Sağda: Elvis'in 3 saat içinde parçalayarak söktüğü parkenin altından çıkan zemin.





----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Elvis'in benimle kaldığı ilk iki hafta sonunda 30.08.2012 itibarıyla durumu:

Yanında bir köpek varken evin koridorunda, banyo hariç diğer tüm odaların kapıları kapalı şekilde, ödülsüz ve oyuncaksız olarak 4,5 saat kadar yalnız kalabiliyor. Bu sırada hiçbir şey kemirmiyor ve tuvaletini yapmıyor, ağlamıyor ya da ulumuyor.
Yanında hiç köpek olmadan, koridorda, banyo dahil tüm odaların kapıları kapalı şekilde, içine ödül doldurulmuş top ile 2 saat kadar yalnız kalabiliyor. Bu sırada oyuncak ile ilgileniyor, içindeki ödülleri yiyor, başka hiçbir şey kemirmiyor ve tuvaletini yapmıyor, ağlamıyor ya da ulumuyor.
Yanında hiç köpek olmadan, yatak odasında, ödüllü top ile 1 saat kadar yalnız kalabiliyor. Bu sırada ödülleri ve mamasını yiyor, başka hiçbir şey kemirmiyor ve tuvaletini yapmıyor.
Yanında köpek varken, bahçede, ödüller ve oyuncak ile yalnız bırakıldığında ilk 5 dakika kadar önce sızlanma sonra uluma davranışı gösteriyor, ödüller ve oyuncak ile ilgilenmiyor ama başka eşyaları da kemirmiyor, kapıyı tırmalamıyor.


Bugünü bahçede geçirdi. 2-3 kere uludu ama ulumaları 1 dakikayı geçmedi. Sessiz sakin ve rahatlamış olduğu anda yanına gittim, tekrar yalnız bıraktım. Sakinken yanına diğer köpekleri çıkardım, tekrar yalnız bıraktım. Yanındaki köpekleri içeri alıp, tekrar yalnız bıraktım. Ve her yalnız bıraktığımda ağlama/uluma davranışı göstermedi, sakince ödüller ve oyuncak ile ilgilendi.


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Elvis'in bende kaldığı 5 ay sonunda 22.01.2013 itibarıyla durumu:


Emeğimin karşılığını sonunda aldım, Elvis artık ayrılık anksiyetesini yendi!
Yanında köpek varken mutfak hariç her odanın kapısı açık durumda veya evin herhangi bir bölümünde kapalı şekilde, ödülsüz ve oyuncaksız 12 saate kadar yalnız kalabiliyor. Bu sırada hiçbir şey kemirmiyor, tuvaletini yapmıyor, ağlamıyor ya da ulumuyor.
Yanında hiç köpek olmadan mutfak hariç her odanın kapısı açık durumda veya evin herhangi bir bölümünde kapalı şekilde ödüllü top ve kemik ile 10 saate kadar, ödülsüz ve oyuncaksız 8 saate kadar yalnız kalabiliyor. Bu sırada eşyalara zarar vermiyor, tuvaletini yapmıyor, ağlamıyor ya da ulumuyor.
Bahçede yanında köpekle veya tek başına 6 saate kadar yalnız kalabiliyor. Bu sırada varsa ödül ve oyuncaklarıyla ilgileniyor, yoksa sakince oyalanıyor veya uyuyor.


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Elvis'in yeni sahipleriyle geçirdiği ilk günün ardından 01.02.2013 itibarıyla durumu:

Birlikte geçirdiğimiz 5,5 ay sonunda Elvis 31.01.2013'te yeni sahibi Kaan Bey'in evine gitti. Hemen 5 dakikalık bir yalnızlık çalışması yaptık, biraz yadırgamasına rağmen endişe ve aşırı stres sinyalleri vermedi.Üstesinden geldiği yalnızlık endişesini bir daha yaşamaması için gerekli uygulamaları yapıyoruz. Şimdi önümüzde yeni ailesiyle birlikte yapılacak 8 haftalık bir eğitim programı var.
Kedi ve köpeklerle iyi geçinme, tasmayı çekiştirmeden yürüme gibi var olan tüm iyi huylarının kalıcı olması için pekiştirmeler yapacağız, yeni oyunlar ve komutlar öğreteceğiz.






Sabah akşam gezintiye çıkıyor, sahibiyle eğitici oyunlar oynuyor. Eve kurulan kamera sistemi ile yalnızken ne yaptığını izleyebiliyoruz, endişe duymadan ya ödüllü oyuncağıyla oynuyor ya da sakince uyuyor.



Solda: Elvis'in yeni evinde 45 dakikalık ilk yalnızlığının görüntüsü.


Sağda:
Elvis'in çocukla gevşek tasma yürüyüşü.








----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Ayrılık anksiyetesi nedir, nasıl gelişir?

Sadece köpeklerde değil, kedilerde ve insanlarda da görülebilen bir davranış bozukluğudur. Hafif, orta ve şiddetli olarak 3 farklı seviyede seyreder.
Bir köpeğin ayrılık anksiyetesi geliştirmesi için tek ve kesin bir sebep yoktur. Pek çok farklı şeyin bir araya gelmesi sonucunda ortaya çıkar. Stres, strese bağlı istenmeyen davranışlar, bu davranışları çözmeye çalışan sahiplerin yanlış uygulamaları sonucunda yerleşen öğrenilmiş davranışlar, bunlarla birlikte sürekli artan stres ve sonunda anksiyete.


Ben size en sık karşılaşılan gelişme biçimini anlatacağım:

Yavru köpek ilk 5 hafta boyunca zamanını bir çiftlikte geçirir, anne ve kardeşlerinden erkenden ayrılarak bir petshopta kafeste tutulur ve sahip bekler, şanslıysa doğduğu yerden direk olarak yeni sahibine gider. (Doğumdan ayrılana kadarki sürede yaşadığı ortamın huzuru da çok önemlidir). Sahiplenilmiştir, değişik bir çevreye gelmiştir ve ortamdaki tek köpek odur, bu zaten stres yaratan bir durumdur. Yeni ailesi yavruyla bol bol ilgilenir, sever, mıncıklar, oynar ve sonra yavruyu ilk kez yalnız bırakır. Bu ilk yalnız kalma deneyimi ufaklık için oldukça sıra dışıdır, insanlar içinse gayet normal bir şeydir, yavruyu odasına/kafesine/yatağına bırakıp uyumaya giderler. "Bundan daha normal ne olabilir ki?" diye düşünebilirsiniz, fakat bu sadece insanlar için beklenen bir şeydir, köpek için değil..
O sırada yavrunun stres düzeyi iyice artmıştır, stresini gidermesi, yalnızlığı sevmesi için ona verilmiş bir şey de bulunmamaktadır. Genellikle ilk kez yalnız kalan yavrular sızlanma ve ağlama davranışı gösterir, bulundukları yerden çıkarak sürüye ulaşabilmek için kapıyı tırmalayabilir ve eşyaları kemirebilirler.

İşte endişenin öğrenilmesi burada başlıyor. Yüksek düzeyde stres ve endişeyle gösterdiği bu davranışların sonucunda kendini mecbur hisseden aile köpek ile ilgileniyor. Ağlamasını susturmak, eşyalara zarar vermesini önlemek amacıyla yanına gidiliyor. Bu sırada sahiplerin çoğu ufaklığa "yok bir şey canım, sakin ol bebeğim" gibi şefkatli cümleler kurarak sevgi gösteriyorlar ve hatta çözüm olsun diye kendi yataklarına alarak yanlarında uyutuyorlar. Bazıları yanına gidip başka şeyleri kemirmesin diye de bir kemik veriyor ve odalarına uyumaya dönüyorlar. Bazı sahipler ise sinirlerini ufaklıktan çıkarıyor "sabah 6'da işe gideceğim, seni mi dinleyeceğiz biz sabaha kadar!" gibi cümleler eşliğinde kızarak hatta belki ona vurarak ufaklığın stresini iyice arttırıyorlar. Bu yaklaşımların hepsi de yavru için ödül olmuş oluyor. İlgi ilgidir, pozitif ya da negatif olsa bile!
Ve bu olayların rutin olarak tekrarlanmasıyla gelişmeye başlıyor sorunumuz.


Bu aşamada köpek, yalnız bırakıldığında stres duymanın, stresle birlikte ağlama-tırmalama-kemirme ve tuvaletini yapma davranışlarının ödüllendirildiğini öğrenmiş durumda. Sahibi ise artık bu durumdan kurtulmak istiyor ve farklı farklı yollar izliyor huzuru sağlayabilmek için. Hiç yalnız bırakmamayı deniyor ama öyle bir şansı yok. Evden gidermiş gibi yapıp aniden geri dönüp "şuç üstü" yakalamaya çalışıyor ve cezalandırıyor, ama köpek bu kez sahibinin ayak seslerini dinlemeyi öğreniyor, yapacağını ondan sonra yapıyor. Eve gelindiğinde hiçbir "suç" işlenmemişse köpek ödüllendiriliyor, eğer "suç" varsa cezalandırılıyor, hatta köpeğin bakışlarını "bak nasıl da hatasını biliyor" şeklinde yorumluyorlar. Oysa köpek bir şey yaptığının yada bunun "şuç" olduğunun farkında değil, sadece mimiklerinizden ve kalp atışınızdan sinirli olduğunuzun farkında ve sahibini sakinleştirmek için öyle davranıyor. Buna rağmen sahibini sakinleştiremiyor ve üstüne üstlük ceza alıyor. Durum tekrarlanmaya devam ettikçe köpeğin kafasında sahiplerinin "güvenilmez-dengesiz" bireyler olduğu düşüncesi gelişmeye başlıyor, sahiplerinin evden çıkması zaten stres verirken bir de şimdi üstüne eve gelişlerinin stresi de ekleniyor. Bir de çıkmaya hazırlanırken köpekle uzun uzun konuşup sevip okşayıp ya da azarlayarak "bak biz gidiyoruz hemen geleceğiz, sen uslu dur" ya da "sakın bir şey kemirme, çiş yapma!" cümleleri söyleniyor, eve dönüldüğünde de aynı şekilde "aaa biz geldiik, özledin değil mi canııım" gibi abartılar veya "seni eşşek seni, yine yaptın, cezalısın! ben şimdi yine bu pisliği mi temizleyeceğim" deniyor. Bunlar köpek için o kadar anlamsız cümleler ki..
Hatta, sahibinin giderken söylediği "geleceğim" kelimesinin "gel" kısmı köpek için bir çağırma komutu. Kafasındaki tek şey ona "gel" denilmesi ama kapının kapatılıp gidilmesi, ne saçma değil mi? Köpekler bizim konuşma dilimizi bilmezler. Onlarla iletişim kurabileceğimiz dil, evrensel olan davranış dilidir. Kelimelerimizi, belli davranışlar üzerine öğrenirler sadece...


Gittikçe artan bu stres seviyesi ve öğrenilmiş davranışlar anksiyetik seviyeye ulaşmaya başlıyor. Bu defa ciddi bir davranış bozukluğu görmüş oluyoruz. 

Peki durum ne zaman anksiyeteye dönüşüyor, belirtileri neler?

Ayrılık anksiyetesi yaşayan bir köpeğin göstereceği semptomlar anksiyetenin şiddetine bağlı olarak değişir ve genellikle bütün her şey sahibinin evden ayrılmasından itibaren ilk yarım saat içinde gerçekleşir. Ağlayabilir, uluyabilir, aşırı salyalanabilir, titreyebilir, kapıları duvarları tırmalayıp kemirebilir, bütün eşyalara çok kısa sürede zarar verebilir, çişini ve kakasını yapabilir. Tüm bunları büyümüş göz bebekleri, farklı bir vücut duruşu ile yapacaktır, bulunuğu odada sürekli volta atar halde gezinebilir ya da olduğu yere sinebilir. Bazı köpekler, sahibinin her gün evden çıkmaya hazırlanırken kullandığı eşyaları alıp kaçabilir, giyinirken kıyafetlerini çekiştirebilir ya da henüz sahibi uyanmadan kemirerek yok etme yoluna da gidebilirler. Sahibinin evden çıkmasına yarım saat kala ya da daha öncesinden heyecanlanmaya başlayabilir, sızlanarak sahibini takip edebilir, üstüne zıplayabilir, kapıyı açtığında sahibinden önce çıkmaya çalışabilir ve eve girmesi söylendiğinde bunu reddederek sahibiyle kalmakta ısrar edebilir. Seviye yükseldikçe yalnızken kemirsin diye bırakılan oyuncaklara, ödüllere ve kemiklere hiç dokunmaz, mamasını yemez, sadece sahibi geri döndüğünde yer.Yine anksiyetenin seviyesine bağlı olarak kimi köpek yanında bir diğer köpeğin varlığıyla rahatlayıp anksiyete yaşamazken, kimi köpek yanında başka köpeklerin varlığıyla rahatlamaz, insan ister. Hatta bazı köpekler, yanlarında başka köpek ya da başka insanların varlığında bile endişe duymaya devam eder, ille de sahiplerini isterler.

Ayrılık anksiyetesi olan bir köpeği sahibine ulaşamayacağı bir yerde (kendi yaşadığı ev olsa bile) bıraktığınızda o kadar güçlü bir endişe ve korku duyar ki mantık tamamen kapanır, sadece içgüdüler ile hareket eder. Sürü içgüdüsü köpeğinize sürüsünü kaybetmiş olduğunu, acilen sürüye ulaşması için elinden geleni yapmasını söyler. Bu durumda köpek çıkış yolu açabilmek için öncelikle kapı çevresi olmak üzere eşikleri, duvarları, süpürgelikleri, parkeleri ve hatta fayans yüzeyleri bile kemirebilir. Genellikle kapıya yakın yerlere ve sahibine ait olan eşyaların üzerine tuvaletini yapar, bu sürüsüne işaret göndermektir, "Hey, neredesiniz, ben burada kısılı kaldım! Sesime gelin, kokuma gelin!"

İşi çıkmaza götüren nokta ise, köpek bu davranışları göstermiş olduktan sonra sahiplerinin eve dönmesi. Sahipleri, işleri bitince elbette eve dönecekler, o sırada köpek çoktan eşyalara zarar vermiş, tuvaletini yapmış oluyor ve hatta halen ağlaması-havlaması devam ediyor olabiliyor. Köpek için bu bir pekiştirme, çünkü bütün bu davranışları sürüsüne ulaşmak için yapıyor ve sonunda ulaşıyor...

9GAG'de görüp güldüğümüz şu fotoğraflar, ileri derecede ayrılık anksiyetesi yaşayan köpeklerin ne kadar korktuğuna iyi birer örnek aslında:
 
Fotoğraflarda köpeklerin göz bebeklerinin büyümüş olduğunu ve gözlerini beyazı görünecek kadar kocaman açtıklarını, kulakların geriye yatmış olduğunu, vücut duruşlarının sinik olduğunu fark edebilirsiniz.





Bu iki videoda hafif şiddette ayrılık anksiyetesi yaşayan bir köpekleri görüyoruz:





Bu iki videoda orta şiddette ayrılık anksiyetesi yaşayan köpekleri görüyoruz:
(birinci videoda evde bir başka insan olmasına rağmen köpek mutlaka sahibinin yanında olmak istiyor. ikinci videoda sahibinin dışarı çıkmak için giyindiğini gören köpek, henüz yalnız bırakılmadan stres yüklenmeye başlıyor, hızlı soluklanma, büyümüş göz bebekleri, titreme, sızlanma, sahibinin üstüne atlama gibi belirtileri fark edebilirsiniz)





Bu iki videoda ise şiddetli ayrılık anksiyetesi yaşayan köpekleri görüyoruz:
(birinci videoda köpeğinin eve ve kendisine zarar vermesini önlemek isteyen sahibi, köpeğini kafeste bırakmış)








Bir köpeğin ayrılık anksiyetesi geliştirmesi, henüz yeni sahiplenildiği dönemde yapılacak basit birkaç uygulama ve belirli davranış rutinleriyle önlenebilir. Bu nedenle, herkes yeni bir köpek edindiğinde uzman bir eğitmenden yardım alarak köpeğini en başından doğru şekilde yetiştirmelidir. Önlemek, sorun çözümünden daha kolaydır, daha ucuza mal olur ve daha kısa sürer. 

Kemirme ve tuvalet ile alakalı her davranış bozukluğu ayrılık anksiyetesi kaynaklı olmayabilir. Köpek sahiplerinin, birkaç benzer davranış gördükleri için köpeklerine kendi kendilerine anksiyete teşhisi koyması ya da düzeltmek istediği davranışlarla ilgili Cesar Millan'ı ya da başkalarını izleyerek gördüklerini kendi köpeğinde uygulamaya çalışması doğru olmaz. Öncelikle davranışların asıl sebepleri bir uzman tarafından tespit edilmeli, buna göre bir uygulama programı çizilmelidir. 

Ayrılık anksiyetesi, sistematik duyarsızlaştırma ve karşı şartlandırma uygulamaları ile çözüme ulaşır. İyileşme süresi, yaşanan anksiyetenin şiddetine ve ne kadar süredir pekiştiğine bağlı olarak değişir. Şiddetli vakalarda destek amaçlı medikal tedavi de kullanılabilir, ancak ilaçlar bu sorunun "tek" çözümü değildir. Köpeğin ayrılık anksiyetesi sebebiyle gösterdiği davranışlar asla ceza ile düzeltilemez, ceza sadece stresi arttırır ve durumu kötüye iter. Sistematik duyarsızlaştırma ve karşı şartlandırma tekniklerinde uzman bir pozitif eğitmenden yardım alınmalıdır. 

Eğitim sadece itaatten ve numaralardan ibaret değildir. Asıl eğitim, köpeğin davranışlarının düzenlenmesidir. Bu örnekte gördüğünüz gibi, bazı sorunların çözümü ciddi derecede zordur ve zaman alır. Oysa ki erken dönemde müdahale edilseydi önlemek çok daha kolaydı...
Biz pozitif eğitmenler "köpekleriniz sorun çıkarınca değil, henüz sorunlar başlamadan eğitime başvurun" diye boşuna bağırmıyoruz. Ama hala köpekler "başa çıkamıyoruz" diyerek sokaklara, barınaklara bırakılıyor, başka sahiplere veriliyor hatta maalesef bazen "düzelmez artık" diyerek uyutuluyorlar...



Pozitif Köpek Eğitmeni
Gülru Batur

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme